
Otomotive iki tehdit: AB’deki düşük talep ve Çinliler
Türkiye ekonomisinin en büyük ihracatçı gücü otomotiv sektörü rekabet gücünü kaybettiğini belirterek, otomotive yinelik tehditlere dikkat çekti. Otomotiv Sanayi Derneği Başkanı ve TOFAŞ CEO’su Cengiz Eroldu, ”Üretim 2024 ilk yarısı ile aynı kaldı ama kapasite kullanımında kötüleşme var. Türkiye’deki otomotiv sanayinin de toplam kapasitesi 2 milyondan 2 milyon 200 binli rakamlara geldi. Yaptığımız yatırımların karşılığını almak için bizim üretimimizin daha fazla olması gerekirdi.’ diyereki yılın ilk yarısını değerlendirdiği toplantıya başladı.
Otomotiv sanayinin sözcülüğünü yürüten Eroldu‘dan önemli satır başları:
- Geçen seneye göre ihracatımızda %7.5’luk artış var, 530.322 adet ihracat gerçekleştirdik. Geçen seneye göre iyi olmakla beraber, 2017 yılında 714 binlik bir ihracat yapmıştık, onun oldukça uzağındayız. Bu kadar yatırım yapan bir sektörün aslında daha iyi rakamlar vermesi lazım.
- Tutar olarak ise 20 milyarlık dolarlık bir rakama geldik. Son 10 yılın en yüksek tutarı. Bunun nedeni teknolojik araçlar daha pahalı hale geliyorlar. Son 10 yılda birçok değişim oldu. Hibrit ve elektrikli araçlar bizim ihracatımızda da yer almaya başladılar. Bunların maliyet artışları keza gene hammadde fiyatlarındaki artışların satış fiyatlarına yansıması gibi sebepleri de var.
- İyi olmayansa: İç piyasada yerli üretimden satışların düşmeye devam etmesi. Geçen sene %32 şeklindeyken, bu sene ilk 6 ayda %29’a düştük. Geçmişte en yüksek yerli araç payı %46 olmuştu. Son 10 yıllık rakamlara baktığımız zaman burada da sanayide düşme eylemi görüyoruz. Bu da aslında üretimi olumsuz etkiliyor.
- 2017’de son 10 yılın pik noktasında sektör 869 binlik imalat yapmıştı. Bu sene ise 706 bin. Keza ihracatta da 714 bine karşı, 530 bin yani aslında altını çizdiğim gibi sanayinin daha fazla üretim, daha fazla ihracat yapması lazım çünkü sanayi yatırım yapmaya devam ediyor.
- Son 10 yılda sanayi olarak yaklaşık 10 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik ki son 3 yıla baktığınız zaman da ortalama birer milyar dolarlık yatırım rakamları var. Bunlar Türkiye ekonomisi ölçeğinde küçük rakamlar değiller.
- Niye biz burada daha fazla ihracat, daha fazla üretim yapamıyoruz? Kuşkusuz son 3 yılda yaşadığımız rekabetçilik kaybımızın bunda önemli payı var. Türkiye otomotiv sanayi şu anda Doğu Avrupa ülkelerinden daha pahalı bir kaynak durumuna geldi. Daha rekabetçi olmamız, daha fazla ihracat ve üretim yapmamız lazım. Bu konuda da verimliliklerimizi artırarak bu rakamlarımızı artırmaya çalışıyoruz ama şu anda en büyük sorunumuz bu rekabetçiliği daha iyi hale getirmemiz lazım. Kamu, özel sektör olarak bunlara eğilmemiz gerekiyor.
- Yerli üretim payında alt segmentlere baktığımız zaman otomobilde %29, hafif ticari araçlarda %20, kamyonda da %59’luk yerli paylarımız var. Toplamda %29’a tekabül ediyor. Yine otobüs ve traktörde %100’e yakın yerli payımız sevindirici ama diğer alt gruplarda maalesef performansımızın çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğiz.
- İç piyasada yerlinin payı azaldıkça biz her ne kadar ihracatı arttırsak da ancak dengeye getirebiliyoruz. Bu tablo da onu söylüyor. İlk 5 ayın rakamları şu anda açıklandığı için ilk 5 aya baktığımız zaman aslında başa baş bir ithalat-ihracat dengesi var. Tabii bu denge otomobilde oldukça bozuk. Burada ilk 5 ayda 3 milyarlık bir eksi var otomobilde. Ticari araçlardaki fazla aslında otomobili kapatıyor ve bu şekilde dengeye geliyor bir yerde.
2025’e nasıl bakıyoruz?
- Dünyaya baktığımız zaman öncelikle küreselde çok az miktarda bir azalma veya paralel de diyebiliriz bu tabloya en son tahminlere göre ama yine 100 milyonun altında bir rakam bekleniyor dünyadaki otomotiv imalatında. Avrupa’da ise biraz daha zayıflama öngörüsü var. Burada da 13 milyonlardan 12 milyonlara, daha sonra da, daha önce 14 milyon adet olan toplam talebin 13 milyonlara gevşeyeceği yönünde diyebilirim. Bu aslında bir tehdit.
- Tabii Avrupa’da da kurulu kapasite var. İki tehdit var, biri talebin azalması bir tanesi de Çinli üreticilerin Avrupa’da daha fazla yer almaya çalışmaları. Buradan tabii Türkiye pazarına da bu fazla kapasitenin gelmesi söz konusu. Bunu aslında iç pazarda ilk 6 ayda da görüyoruz. Avrupalı birçok markanın Türkiye’deki satışlarında şiddetli artışlar gözlemleniyor. Bu da tabii Avrupa’daki kapasite fazlasının bir sonucu.
- Biz nasıl görüyoruz Türkiye’yi? Yine büyüme beklentimiz var geçen seneye göre hem ihracatta hem de üretimde. Kötümser bakışta geçen seneye paralel iyimser bakışla da geçen senenin %10 üzerine çıkmasını bekliyoruz ki ilk 6 ayın trendi özellikle son 3 aydaki hem üretimde hem de ihracattaki aslında iyileşme temposu artış temposu bunu da destekliyor.