
Türkiye Otomotiv Sanayi 2025 Analizi: Yatırımlar, riskler ve yeni modeller
Otomotivin üretim, ihracat ve iç pazar olmak üzere üçlü sacayağı 2025 yılını artıda kapattı. Ancak üretimde kapasite kullanımın düşük seyretmesi, otomobil satışlarında yerli payının gerilemesi, rekabet kaybı gibi konularda sektörel endişeler devam ediyor. OSD Başkanı Cengiz Eroldu, 2025 yılının başarıyla kapandığını, bu yıl da geçen yıla benzer bir tempo beklediklerini kaydetti

Otomotiv sanayiinin 2025 rakamları netleşti. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, 2025 yılında üretim bir önceki yıla göre yüzde 4 artışla 1 milyon 419 bin adet oldu. Otomotiv ihracatı 1 milyon 57 binle adet bazında yüzde 4 artarken, parasal olarak dolar bazında yüzde 12 artışla 41,5 milyar dolara yükseldi ve tarihi rekora ulaştı. 2025 yılında toplam pazar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 1 milyon 413 binle kapandı.
Buna sonuçlara göre, otomotivin üretim, ihracat ve iç pazar olmak üzere üçlü sacayağı 2025 yılını artıda kapattı. Ancak üretimde kapasite kullanım oranlarının arzu edilen oranda olmaması, özellikle otomobilde dış ticaret dengesinin açık vermesi ve yerli oranının yüzde 29 gibi çok düşük bir oranda seyretmesi, rekabet kaybı, AB’nin Avrupa otomotiv sanayiini koruma yönündeki olası kararları gibi gündemdeki konular nedeniyle sektörel endişeler devam ediyor.
EROLDU: KM TAŞI BİR YIL OLDU
Sektörün 2025 yılını ve 2026 yılı beklentilerini değerlendiren OSD Başkanı Cengiz Eroldu, otomotiv sanayi 2025 yılında önemli başarılar elde ettiğini belirterek, “Bu üç temel gösterge, 2025 yılının otomotiv sanayi açısından son derece önemli bir kilometre taşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 2025 yılını son derece başarılı sonuçlarla kapattık. Sektör 41,5 milyar dolarla bugüne kadar en büyük ihracatı gerçekleştirdi. Bu önemli bir başarı, özellikle Türkiye’nin cari açık yaşadığı bir dönemde Türkiye’ye büyük bir katkı sağlayan sektör pozisyonunda. Yine hafif ticari araç ihracatı, 435 bin adetle bugüne kadarki en yüksek rakamına ulaşmış oldu. Türkiye Avrupa’da da en önemli hafif ticari araç üretici ülkelerinden bir tanesi. Güçlü konumumuzu, 2025 yılında elde ettiğimiz başarı sonuçlarıyla daha da pekiştirmiş olduk” diye konuştu.
2026 YILI, 2025 GİBİ OLUR
2026 yılı beklentilerini de dile getiren Eroldu, “Hem üretim hem de ihracat açısından 2025 yılına paralel bir seyir bekliyoruz. İki temel faktör öne çıkıyor; birincisi, Avrupa Birliği pazarında —özellikle hafif ticari araç segmentinde— gözlemlediğimiz daralma sinyalleri. İkincisi ise bunu absorbe edecek yeni yatırımlarımız, yeni markalarımız ve ürünlerimiz devreye girecek. Bu çerçevede, söz konusu riskleri 2026 yılında bertaraf edebileceğimizi ve en azından 2025 yılında elde ettiğimiz başarılı sonuçları 2026 yılında da tekrarlayabileceğimizi öngörüyoruz. Türkiye’nin büyümesini devam ettireceğini öngörüyoruz. Yavaşlama beklentimiz yok. Yani 2025’teki temponun 2026’da da paralel bir şekilde devam etmesini bekliyoruz” dedi.

“İyi rakamlarımız da var, sorunlarımız da” diyen Eroldu, Eroldu’nun değerlendirmeleri özetle şöyle:
- Otomotiv sanayi Türkiye’de yatırım yapmaya devam eden, büyük yatırımlar gerçekleştiren bir sanayidir. 2025 yılı, bu yatırımların somut sonuçlarının alındığı bir yıl olmuştur. Sektörler bazında ihracat verilerine baktığımızda, otomotivin liderlik konumunu daha da pekiştirdiğini görüyoruz. 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatından aldığımız pay, yüzde 16,5’ten yüzde 17,6’ya yükselmiştir. Bu artış, sektörün Türkiye açısından taşıdığı önemi bir kez daha göstermektedir.
- Ticari araçta 2025 yılında üretim yüzde 19, hafif ticari araçta yüzde 21, ağır ticari araçta ise yüzde 1 arttı. Türkiye, Avrupa ve diğer dış pazarlar için otobüs ve minibüs üretiminde önemli bir merkez olma özelliğini sürdürmektedir. Nitekim 2025 yılında gerçekleştirilen 12.655 adetlik üretim ile bu alanda da bugüne kadar ulaşılan en yüksek ihracat rakamı elde edilmiştir.
Yerli payındaki düşüş
- En önemli sorunlarımızdan biri otomobildeki dengesizliktir. Yüzde 4 azalan otomobil üretimimiz 872 bin adet oldu. Otomobil ihracatı ise yüzde 8 azalarak 599 bin adet oldu. Türkiye, otomobil ihracatından daha fazla ithalat yapan bir konumdadır. Bu durum, otomotiv sanayinin doğrudan sorumluluk alması gereken alanlardan biridir. Türkiye’de otomotiv yatırımlarının artırılması, iç pazara daha fazla Türkiye’de üretilmiş otomobilin sunulması büyük önem taşımaktadır. Bu konu, önümüzde çalışılması gereken bir başlık olarak durmaktadır. 7,7 milyar dolarlık açık Türkiye ekonomisi açısından son derece önemlidir.
Yatırımlar devreye girdi, Kapasite kullanımı azaldı
- 2024 yılında yüzde 70 olan kapasite kullanım oranı 2025’te yüzde 67 odu ama üretim kapasitesini 2 milyondan 2 milyon 200 bine yükselttik. Kapasite oranının yüzde 67-70 oranlarında olması da rekabetçilik anlamında çok iyi bir şey değil. Yeni yatırımlarla hedef bu kapasite kullanım oranını daha yukarıya çekmek. Bir yandan kur enflasyon, makro ekonomi baskısı yaşarken bir yandan da yüzde 70 kapasiteyle çalışmak da olumlu bir şey değil.
- Yerli payı kapasite kullanımıyla beraber bir miktar düştü. 2025 yılında toplam otomotiv piyasasında yüzde 29’luk yerli satışla kapatıyoruz. Bu da bugüne kadar en düşük rakam. 2024’te yüzde 31’di.
Rekabet kaybı yaşandı
- Tedarik sanayi ihracatının yeterince büyümediği görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, 2024’ten itibaren başlayan ve 2025 yılında da devam eden kur-enflasyon farkı nedeniyle yaşanan rekabetçilik kaybıdır. Rekabetçilik kaybının etkilerini orta vadede daha belirgin şekilde hissetme riskimiz bulunmaktadır. Otomotiv sanayine düşen temel görev açıktır: Hem ana sanayi hem de tedarik sanayi tarafında daha verimli çalışmak ve rekabet gücümüzü, hayata geçireceğimiz verimlilik odaklı çalışmalarla desteklemek. Bu yaklaşım, sektörün sürdürülebilirliği açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.
- Her şeyi devletten beklemek yerine, Türkiye sanayisinin özellikle verimlilik alanında kendi hamlelerini yapması gerektiğini biz de güçlü biçimde destekliyoruz. Son iki-üç yıldır kur gelişmelerinin yarattığı olumsuz tabloyu, otomotiv sanayi olarak verimlilik çalışmalarıyla dengelemeye gayret ediyoruz. Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik göstergeler de bu yaklaşımın önemini açıkça ortaya koymaktadır. Sanayinin ayakta kalabilmesi ve rekabet gücünü sürdürebilmesi için, ilgili bakanlıklarımızın destekleriyle, verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik başlıklarına geçmiş yıllarda olduğu gibi daha güçlü şekilde odaklanmamız gerekmektedir. Biz de verimlilik artışını, ülkenin öncelikli gündem maddelerinden biri olarak görüyoruz ve bu konuda bakanlıklarımızla aynı perspektifi paylaşıyoruz. Çalışmalarımızı bu doğrultuda kararlılıkla sürdüreceğiz.
- Türkiye Avrupa’daki 6. büyük pazar konumunda. Hafif ticari araçları dikkate aldığımız zaman Türkiye aslında Avrupa’daki 5. pazar konumuna geliyor. Son yıllarda istikrarlı bir şekilde büyüme davranışı gösteren Türkiye pazarı da artık Avrupa’nın en önemli pazarlarından biri olmuş konumda.
TRAKTÖRDE SORUN BÜYÜK
- Önemli bir sorunun aslında traktörde olduğunu görüyoruz. Maalesef traktör kapasite kullanımı 3’te 1’e düşmüş durumda. Yüzde 35 gibi bir kapasite kullanımı var bu da tabi tarımda işlerin iyi gitmemesi ve traktör talebindeki daralmanın benzer şekilde kapasite kullanımını da çok olumsuz yönde etkilediğini görüyoruz.

Son 4 yıldaki yatırımlar milyar dolarları geçti
- Türkiye otomotiv sanayi son 4 sene 1 milyar doların üzerinde yatırım yaparak büyümeye ve kapasitesini artırmaya, yeni modelleri Türkiye’ye getirmeye çalışıyor. 2025 yılında da 1 milyar 195 milyon dolarlık bir yatırım harcaması OSD üyeleri tarafından yapıldı. Ford Otosan’ın 2024’te başlayan ve 2025’te devam eden toplam 580 milyon Euro’luk ticari araçlarda önemli bir yatırım hamlesi oldu. Oyak Renault da Duster üretimi ile 400 milyon Euro yatırım kararı açıkladı. Tofaş K0 üretimiyle 200 milyon Euro yatırım açıklamıştı. Ford Kamyon, Iveco ile ortaklık geliştirme kararı aldı. 2026 yılında devreye girecek olan Oyak Renault’nun Boreal kararıyla sevindik. Hyundai Türkiye’de elektrikli araç üretimine başlayacağını açıkladı. Bunun da 2026 yılının ikinci yarısında devreye girmesini bekliyoruz. Keza Tofaş da 2026’nın üçüncü çeyreğinde hafif ticari araçlarda önemli bir yatırımı tamamlayacak. K9’u tekrar Türkiye’de üretmeye başlayacak. Bu yatırımlarla da tekrar hafif ticari araçlarda çok önemli rakamlara imza atacağız. Bir diğer yatırımımız da otobüs üretiminde. Otobüs üretiminde de 2025 yılında rekor kırdık. Otokar’ın artık Daimler için de otobüs üretime konusunda yaptığı önemli bir anlaşma oldu. Onların her biri aslında otomotivi gelecek yıllara daha iyi şekilde hazırlayacak yatırımlar.
MADE IN EUROPE RİSKLİ Mİ?
- Türkiye ile AB arasındaki otomotiv sanayi ilişkilerine baktığımız zaman, son 30 yılda inşa edilen gerçekten çok katmanlı, birbirini tamamlayıcı ve karşılıklılık üzerine de kurulu bir yapı var. Bugün Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yüzde 70’i AB’ye yapılıyor. Yine AB’nin de toplam otomotiv ihracatının da yüzde 8’i Türkiye’ye yapılıyor. Karşılıklı, dengeli bir ticaret var. Türkiye Avrupalı üreticiler için tamamlayıcı bir üretim merkezi. Avrupa’nın en önemli hafif ticari araç merkezi, en önemli otobüs üretim merkezi Türkiye. Avrupa için rekabetçi, esnek, öngörülebilir ve güvenilebilir bir ticari partneriz. Bu açıdan ‘Made in EU’ konusunun Türkiye’yi olumsuz etkilemesini beklemiyoruz. 28 Ocak’ta nasıl bir taslak çıkacağını hep beraber takip edeceğiz ama Türkiye’siz bir Avrupa otomotiv sanayi biraz zor ayakta kalabilir.
- Biz bütün zorluklara rağmen bir kere kamu yönetiminin güçlü desteğini her zaman hissediyoruz. Bu destekle de yatırımlarına, üretimlerine ve küresel rekabet gücünü artırmaya önem veren bir sanayiyiz. Yıllardan beri bu yönde çalıştık, bundan sonra da bu yönde her zaman çalışmaya her şartta, her durum karşısında devam edeceğiz. Bu konuda çok önemli kararlılığımız var.